BALIK SEMBOLÜ
|
|
Frigga’nın sembolik
tahtı
Pekçok tradisyonda yeri olmasına karşın en
çok
Hıristiyanlıkta yeri olan balık sembolü, doğurganlık,
doğurmak, yenilenmiş ve desteklenmiş yaşam ile,
yaşamın kökeni
ve korunması olarak suların gücü ve su unsuru ile, Ana
Tanrıça’nın tüm yanlarıyla, ayrıca anne olarak ve ay
ilaheleriyle ilişkilidir. Balık, esir ve tesiri
simgeleyen
suda yaşar. İbranicede ve Arapçada “nun”
kelimesi balık
ve balina anlamına gelir. Bu sözcük Arap alfabesinde
yarım
daire ya da hilal biçimindeki bir yaydan oluşan harfin
adıdır
ve Eski Mısır’da içinde balıkların, gemilerin,
kayıkların
tasvir edildiği süptil okyanusun adı olarak geçmiştir.
Schneider’e göre balık yaşamın mistik
gemisidir;
bu gemi bazen bir kuş bazen sadece bir balık ya da
uçan
balıktır ama o her zaman için ay zodyağı modelinin
ardından
yaşam çarkını döndüren
*eğirmendir
(*İplik eğirmeye yarayan alet).
Yani balık kendi doğasına ait pekçok önemli
yönü
yansıttığı bir dizi anlamlar içermektedir. Schneider
şunu da
belirtmektedir; balık bazıları için cinsel bir anlamı
içerirken bazıları için saf bir spiritüel sembolizme
sahiptir.
Aslında, balığın karakteri ikilidir; bobine benzeyen
şekliyle
balık bir tür “alt
dünyaların kuşu”dur. Fedakarlığın ve
gökyüzü ile dünya arasındaki ilişkinin sembolüdür.
Sayısız
yumurta yapabilme özelliğinden ötürü balık ayrıca
doğurganlığın da sembolü olmuş ve özel bir ruhsal
anlamı ifade
etmiştir. Bu son özelliği ile balık Babilliler,
Fenikeliler,
Asurlular ve Çinliler arasında yaygın bir semboldür.
Bazı balıkların özel karakteristiklerinden ötürü ikincil bir önemi daha vardır, örneğin kılıç balığı tek boynuzlu at ile ilişkilendirilir. Kalde halkları balık figürünü kırlangıç başı ile gösterirler ki bu da siklussal bir yeniden doğumu işaret eder ve bu da doğrudan, zodyağın son burcu olan balık burcu sembolizmiyle ilişkilidir. Balık ilk çağlarda Hıristiyanlık sembollerinden olmuş,ardından derin hayatın; başka bir deyişle görünenin ardındaki görünmeyenin, ruhsal dünyanın sembolü olmuştur. Balık giderek kabaran yaşam gücünü temsil eder.
Balık, ekmek ve şarap gizli dinlerin kutsal
yemeğiydi ve
balık yemekleri ile fedakarlık tüm tanrıların ve yer
altı
dünyasının tanrıçalarının ritüellerinde, suların,
sevginin ve
doğurganlığın ay tanrıçalarında tezahür etmiştir;
örneğin oğlu
Ichthys Kutsal Balık olarak anılan Atargatis
gibi,
ayrıca Ishtar, Nina, Isis ve Venüs’ün günleri
Cuma’dır
ve bu günde hem onların onuruna olması için hem de
onların
verimliliğinden pay almak için balık yenir.
Ichthys Atargatis Ishtar İsis
Geniş anlamıyla balık psişik bir varlıktır,
şuurdışındaki
temel konuları kapsayan yükseltici bir gücün sağladığı
nüfuz
edici bir harekettir. Deniz ve
*Magna Mater (*Kibele)
arasındaki yakın sembolik ilişkiden dolayı bazı
halklar balığı
kutsal saymışlardır. Bazı Asya ritüelleri balığa
tapınmayı
kapsamaktadır ve bu tradisyonlarda rahiplerin balık
yemesi
yasaktır.
Kibele
Balıklar analitik psikolojide bilinçaltını
sembolize ettiği
kabul edilen suda yaşadıkları için kişiliğin
derinliklerinden
gelen canlı materyalleri cisimleştirirler ve
içimizdeki
anneliğin yaşam verici güçleri ile ve doğurganlıkla
ilişkilendirilirler. Pekçok kadim dinde balık sevgi
tanrıçaları ve doğanın doğurganlığı ile
ilişkilendirilmiştir.
Balık aynı zamanda soğukkanlıdır ve sembolik olarak
tutkunun
ısısı tarafından yönetilmez ve bu nedenle de kurban
edilen bir
yaratıktır ve kutsal yemekler açısından uygundur.
Balıklar derinlerin sessiz insanları olarak
büyük oranda
ürkütücü varlıklar olarak kabul ediliyor ve negatif
mitlerle
ilişkilendiriliyorlardı. Bununla beraber, balığın
çeşitli
türleri ilahi ve kutsal olarak kabul edilirdi, örneğin
yılanbalığı (Heliopolis tanrısı) ve levrek (Tanrıça Neith)
gibi. Bu bizim kişiliğin daha derin katmanlarına ve
onların
içeriklerine yönelik muğlak tutumumuzu açığa
çıkarıyor;
örneğin hem negatif hem de pozitif olarak
algılanabilen yılan
gibi. Ortaçağ hayvan hikayelerindeki efsanevi canavar
balık
belirgin bir şekilde derinlerde yaşayanların hem
korkusunu hem
de cazibesini yansıtmaktadır.
Balıklar aynı zamanda kendini
yola adayanların ve hayatın sularında yüzen
öğrencilerin
sembolüdür. Kuşlarla betimlenen balıklar dünya ile ve
cenaze
törenleri ile ilişkilidir ve yeniden doğma umudunu
temsil
ederler. Bazı kaynaklara göre balıkların ve yunusların
üzerinde yolculuk yapan balık ilahlar ve deniz
tanrılar
sulardaki tüm mümkün olan hareket özgürlüğünü
simgelemektedir.
Aşağı yönde yüzen balık ruhun maddeye enkarne olarak
daralma
hareketini sembolize ederken yukarı yöndeki yüzmesi
ise
ruh-madde ikilisinin tekamül ederek İlk Prensibe geri
dönüşünü
temsil eder. İki balık dünyasal ve ruhsal güçleri
temsil eder.
Tek başlı üç balık, Trinite’nin birliğini ifade eder;
bu
sembolizm Mısır, Kelt, Hindu, Mezopotamya, Birmanya,
Pers ve
Fransız ikonografisinde yeralır ve kadim zamanlardan
modern
zamanlara dek hemen hemen evrensel bir şekilde ortaya
çıkar.
Birbirine dolanmış üç balık aynı zamanda Trinite ’nin
sembolüdür.
Trinite / Baba-Oğul-Kutsal
ruh üclüsü
Hıristiyanlıkta
Balık Hıristiyanlıkta vaftizin, ölümsüzlüğün, yeniden doğumun sembolüdür. Şarapla birlikte ele alınan kutsal balık ve bir sepet ekmek Aşai Rabbani Ayinini ve Hıristiyan Sanatı’ndaki son akşam yemeğini temsil etmektedir. Latin kilisesinde balık İsa’yı temsil etmektedir, ancak Yunan Ortodoks kiliselerinde böyle değildir. Birbirine dolaşmış üç balık Trinite içindeki vaftizi sembolize eder. Roma yer altı mezarlarındaki Erken Hıristiyan duvar resimlerinde balık Kutsal Birliği sembolize eder ve Son Akşam Yemeği tasvirlerinde balık masada ekmekle ve şarap kadehiyle görülür. Papanın mührü olan yüzük, balıkçının yüzüğü, Petrus’un mucizevi balık ağlarını çekişine ve İsa’nın şu sözlerine gönderme yapar: “Bundan sonra insan avlayacaksın” (Luka 5:1-11). Bu sembolizmle ilgili yorumlamanın bulunduğu Sadıklar Planı-Ruhal tebliğlerdeki (RM Yay.) ifadelere göre İsa Peygamber’in babası ve Rabbi diye çağırdığı Vicdan Planı’dır. Bu plan kainatın müspet, ışık, hayır, yüce, iyilik tarafıdır. Su ise bu planın fiil haline geçmiş durumu, uygulaması olmaktadır.
O
suda balık avlayabilmek, yani balıkçı
olabilmekse herşeyden önce bir liyakat meselesidir.
Oradaki
balıkçılık sadece vicdan tatbikatı yapmak değil, böyle
bir
tatbikatı yapabilecek olanların yollarını aydınlatmak,
kapalı
olan geçitlerini açmak ve hatta onlarla onlar için
mücadele
etmektir.
Balık, saldırgan tanrı tanımazların
arasındayken
Hıristiyanların aralarında kullandıkları gizli bir
işaret
oldu. Sembol erken Hıristiyan dünyasında dördüncü
yüzyılın
sonuna kadar sıkça ortaya çıkmıştır ve sembol ile
ilgili diğer
pekçok açılım daha mevcuttur. Vaftiz suyuna daldırma
sembolüneLatince pistina denir, kelime anlamı
ise balık
gölüdür ve İsa’nın 12 havarisinden balıkçılar olarak
bahsedilir. Ayrıca balık hala bazı Yeni Yıl
geleneklerinde
olduğu gibi iyi şansın sembolüdür. Bir diğer yoruma
göre balık
“Balık Çağı”nın koşullarını içermektedir: İ.S. 7’de
(İsa’nın
gerçek doğum tarihi olarak kabul edilir) Jupiter ve
Satürn
gezegenlerinin altın kavuşumu Balık burcunda üç kez
gerçekleşmiştir ve baharın başlangıcı balık burcunda
meydana
gelir; İsa, Balık Çağı’nın ilk tezahürü olarak kabul
edilir.
Balık, ekmek sembolüyle birlikte birliği sembolize
eder.
Spekülatif Hıristiyan Teologlar Nuh Tufanı sırasında
balıkların Tanrı’nın gazabından muaf tutuldukları
konusunda
tartışmaktadırlar. Ortaçağ Sanatı’nda ismi Trinacria
olan bir
efsanevi balıkçı tek kafası olan üç bedene sahiptir ve
Trinite’nin sembolü olarak yorumlanmaktadır.
Balıklar
azizlerin yaygın olarak bilinen amblemleridir.
Eski Mısır’da; iki balık yaratıcı prensibin,
Nil’in bolluğunun, doğurganlığın, İsis’in ve Hathor’un
simgesidir. Kadim Mısır’da balık halk tarafından
yeniliyordu
ancak rahiplere ve krallara yasaklanmıştı. Balık
sembolü,
Tanrıça Ishtar’la ilişkilendirildiği haliyle dişil
olanı,
sevgiyi ve doğurganlığı sembolize eder. Eski Mısır
tradisyonunda Ant adlı balık Ra’nın gemisinin önünde
gider.
Dogon tradisyonunda ise Sirius yıldız sisteminden inen
gemi
balık biçiminde tasvir edilir.
*Nommo’nun Gemisi (*Dogon
Tradisyonu’nda Sirius Yıldız
Sistemi’nden Dünya gezegenine gönderilenleri ifade
eder) ile
ilgili bilgilerde balığın koni ya da üçgen biçimindeki
kafasının Sirisu B yıldız ile gemi arasında gidip
gelmekte
olduğuna anlattığı gibi astronomik olarak da Köpek
Takım
Yıldızının diziliş şeklini gösterir.
Nommo’nun
gemisi T yapan Köpek Takım
Yıldızının Dizilişi
Analitik psikolog E. Aeppli, sessiz, soğukkanlı
balığın
hayranlık uyandırdığına ve suyun içindeki çevikliğinin
özenme
hissi yarattığına dikkati çekmektedir. Yenilebilir
dokusu et
olarak kabul edilmez ve dolayısıyla bazı oruç
zamanlarında
yenilebilir. Şunu kaydetmeye değer ki, kadim insanlar,
örneğin
Aristoteles, hayata ve balıkların dünyasına karşı
bilgisiz
olduklarından dolayı onların tek cinsiyetli
olduklarına
inanırlardı ve bu da şüphesiz denizlerin bu soğukkanlı
sakinlerinin sembolik yan anlamlarını etkilemiştir.
Hinduizm’de
Hindu mitinde tanrı Vişnu’nun insanlığın atası olan Manu’yu kurtarmak için balık formunu aldığı söylenmektedir. Vişhnu’nun ilk enkarnasyonu’na denk gelen dönemde Vishnu insanlığı selden kurtarmış ve içinde bulunduğumuz siklusun başında yeni bir ırkı meydana getirmiştir.
Japon Tradisyonları’nda
Japon sembolizminde; balık sevgiyi temsil eder. Japon tradisyonunda dini gelenekler dahilinde bayramlarda ölüler için yenirdi. Balık (sakama) Japon yemeklerinde temel gıdadır. Belirli balık türleri Japonya’da geleneksel sembollerdir; örneğin sazan balığı gibi, çünkü sazan girdaplar veya şelaleler boyunca yolalabilir; dolayısıyla cesaret, güç ve dayanıklılık sembolüdür. 5 Mayıs günü erkekler günüdür ve her bir evin önüne üzerinde bir sazan olan bir bayrak asılır, ayrıca her bir ilave erkek çocuk için de ipek bir sazan asılır.
Simyada
Balık simyada; gizli maddenin sembolüdür. Bunun yanında simya sembolizminde bir nehirdeki iki balık suda eriyen iki madde olan sülfür ve cıvayı temsil ederler.
Astrolojide
Balık burcu zodyağın son burcu olduğu gibi son çağın da ismidir. Balık insanının sezme gücü son derece gelişmiştir, bu sezgiler onu gerçeklere hazırlar. Balık burcunun yöneticisi olan Neptün, su grubundan olan bu burca sezme gücü, hayaller, derin duygular ve çevreye uyabilme nitelikleri verir. Böylece ortaya son derece hassas bir burç çıkar. Balık burcu en sonuncu burçtur ve kendinden önceki bütün burçlardan bir özellik almıştır. Bu yüzden de bütün burçlarla iyi anlaşır. Balık’ta su elementi ile değişken nitelik bir araya gelir. Değişken gruptan aldığı özellikleri etrafındaki insanların duygularını anlamak ve düzeltmek için kullanır. Balıklar duygusal, hassas, anlayışlı, merhametli, fedakar, verici, yumuşak, romantik, hayal gücü kuvvetli, idealist, gizemli, sezgisel, telepatik, spiritüel, sınırsız, birleşen, bütünleşen, her şekle girebilen, hülyalı, evrensel, mütevazi, belirsiz, düzensiz, karmaşık olabilecekleri gibi aldatıcı, savunmasız, her etkiye açık, kararsız, pasif, melankolik diye adlandıracağımız hayli değişken özelliklere sahiptirler. Balık burcunun simgesindeki iki balık hem bu dünyayı hemde öteki dünyaları kavrama yeteneği verirken çift karakteri de simgeler. Bu iki balığın ayrı yönlere doğru gidiyor olması ayrıca Balık insanın dünyalar arasındaki gelgitlerini, kararsızlıklarını gösterir. Aklı ve duyguları devamlı mücadele halindedir. Bu yüzden bazen onu anlamak pek kolay değildir. Duyguları sık sık değişebilir.
Grek Tradisyonunda
Yahudilik’teYunan’da sevginin ve doğurganlığın simgesi olarak Afrodit’in temsili olduğu gibi suların gücü olarak aynı zamanda da Poseidon’u sembolize etmektedir. Adonis kültünde balık, ölülere sunulurdu. Orfe insan avlayan bir balıkçıydı. Yahudilikte; Sabbath’ın yemeğinin coena pura’sını temsil eder. Bu tradisyonda balık cennetteki kutsanmış kişilerin yemeğini, gelecekteki mutlu hayatın göksel yemeğinin sembolüdür. Yahudilerin fısıh bayramı, *adar (*Musevi takviminde şubat ortasında başlayan ay) ayındadır ki o da balık dönemidir. Kuran’da balık sembolünün verildiği bir ayette Musa Peygamber’in “yıllarca sürse de ulaşana kadar yürüyeceğim” dediği iki denizin birbirine karışmadığı bir sınır anlatılır. Bir balık tatlı ve tuzlu suların birbirine karışmadığı bu sınıra gelindiğinde dirilip suya atlar ve ardından da kaçıp kendi yoluna gider. Sadıklar Planı Ruhsal tebliğlerde (RM Yay.) bu sembolizm şöyle açıklanmaktadır: kaybedilmiş olan ve kendi yolunda giden balık sembolü Musa’nın bir devreyi *itmam edişini (*tamamlama) belli eder. bu devre doğrudan doğruya vazife devresine sıçrayıştır”.
Çin Tradisyonu’nda
Çeşitli TradisyonlardaÇince balık (yu), bolluk sözcüğüyle eşseslidir ve zenginlik simgesidir. Kadim Çin’de balık mutluluğu ve bereketi temsil eder. Çin sembolizminde bolluk ve balık eşseslidir ve sözkonusu sembolizmde balık bolluğun yanısıra zenginlikle, yenilenmeyle, krallıkla ilgili işlerle ilişkilendirilir.Bir çocuk ve balığı birlikte tasvir eden bir resim “Yüksek makamlara erişecek oğullarınız bol olsun” anlamındadır. Balık Çin tradisyonunda lotus çiçeğiyle birlikte tasvir edildiğinde “yıllarca bolluk içinde yaşayın” dileğini ifade eder. En eski Çin eserlerinde bile balık bolluğunun iyi bir hasat mevsiminin işareti sayıldığını görüyoruz. Roman sembolizminde balık cenaze ile ilişkilendirilir, yeni dünyadaki yeni hayatın sembolü, sevgi ve doğurganlık niteliklerinden ötürü Venüs’ün temsili olduğu gibi suların gücü olarak da Neptün’ün simgesidir.
İskandinav tradisyonunda sevgi ve
doğurganlık olarak
Frigga’nın sembolüdür. Ea rahiplerinin balık
başlıkları
sonradan Hıristiyan piskoposları tarafından
piskoposluk tacı
olarak kullanılmıştır. Ea’nın bilge oğlu Adapa,
Balıkçı olarak tasvir edilir. Asur’da balık muhtemelen
güneş
ve ay gücünden dolayı balta ile birlikte görülür.
Balığın
Girit adasında da balta ile ilişkilendirildiği
görülür.
Fenike, Frikya ve Suriye’de balık Atargatis
rahiplerinin
şükran yemeğiydi. Bu rahiplerin kutsal balık havuzları
vardı
ve balık onlar için sevginin ilahiliğini simgelerken
kısmetin
de simgesi olmuştur. Gizli madde madde zıt balıklarla
sembolize edilir. Mısır’da kem göze karşı balık
biçimli
tılsımlar kullanılır.
Budizmde; Buda’nın ayakizi sembolünde
maddenin baskısından
özgürleşmenin, İsteklerden ve bağımlılıklardan azat
oluşun
temsilidir. Buda insan avlayan bir balıkçıdır. Kelt
sembolizminde somon ve alabalık kutsal kuyularla
ilişkilendirilir ve tanrılara ilişkin bir önbilginin
sembolüdür. Nodon bir balıkçı tanrıdır. Tek bir
balık
yalnız bir insanı, yalnız bir çocuğu, bir dul kadını
veya
bekar erkeği tasvir eder. Bir çift balık ise biraraya
gelmenin, evlliğin, doğurganlığın mutluluklarını
ortaya koyar.
Kwan-yin ve T’ang Hanedanının amblemidir. Karakeçi
balığı
kirliliğin, kinin ve doğadaki irrasyonel ve tutkulu
unsurun
sembolüdür. Aztek mitolojisinde yeryüzünün meydana
gelişi
balıkla ilişkilendirilir. Ayrıca Dogon ve Aztek
tradisyonlarında ana rahminden itibaren canlının
gelişim
aşamaları balık sembolüyle gösterilir.
Yeni Ruhçulukta
Balık, bir tesir kuşağında uygulama yapmayı sembolize ettiği gibi yüksek ruhsal planlarla sürekli irtibat haline girerek o planlarla ya da o planlardan gelen tesirlerle özdeş haline gelebilmeyi de temsil eder. Yeni Ruhçuluk’ta yeri olan sembolün bir diğer açılımında da Vicdan Realitesi’ne ulaşanlar temsil edilir. Balık aynı zamanda tesirlerin ve tesir kuşaklarının kaynağı olarak kabul edilir. Esir ve tesir kuşakları su sembolüyle temsil edilir ve bazı tradisyonlarda tesir kuşaklarının kaynağı olan Ruhsal Planlar da balık ya da balık insan şeklinde tasvir edilmişlerdir. Bazı tradisyonlarda balık sembolü yeryüzü ile ötealem arasındaki irtibatı sembolize eder.
Balık sembolünün kullanıldığı bir diğer
sembolizmde
Kuran’da Yunus Peygamberin bir balık tarafından
yutulması
örneğine rastlanır. Bu örnekte sembolize edilen
bilgide
varlığın yüksek planlardan gelen tesirlerle
irtibatının
kesilmesi ifade edilmektedir.
Balık sembolü bazı kaynaklarda hakikat ile
realitenin
karşılaştırılmasında kullanılır. İsa Peygamberin bazı
sözlerinde ağdaki bir büyük balık ile iki küçük balık
kıyaslanır. Burada ağdaki küçük balıklar çokluğu,
koninin
tabanını, düaliteyi, realiteyi; tek büyük balık ise
hakikati,
koninin tepesini simgelemektedir.
Kozmik Balık
Tıpkı balık ve ilksel canavar gibi kozmik balık da fiziksel evrenin tamamını sembolize eder. Bu sembolün en çarpıcı örneği Vettersfelde Hazinesi’nin bir parçası olan altından yapılmış olan İskit balığıdır. Kozmik balık iki farklı ancak tamamlayıcı form alabilmektedir, bunlardan ilk ve en sık görüleni hikaye türündendir, balığın üst kısmı, keskin bir çizgiyle belirlenmiş bir ufuk çizgisinin üst kısmı üst seviyenin dört varlığı, memelilerdir (bunlar geyik, at, domuz ve leopardır). Çizginin altındakiler ise alt seviyenin varlıklarıdır (balıklar ve sirenler). İkinci bir sembolik yön ise morfolojik bir karşılaştırmanın ürünüdür, örneğin kuyruğunun iki dalı iki boyunu anımsatmaktadır ve iki koyunun başını oluşturmaktadır ve kuyruğun orta kısmı ise kanatlarını açan bir kartal şeklini oluşturmaktadır. Gözleri bir ahtapotu anımsatıyor gibidir, ahtapotun kavrayıcı dokungaçları ile bakışıyla nesneleri kavrama potansiyeli benzetilmektedir. Bu durumda altın balık, dünyanın şekillenmemiş realiteler denizinde ilerleyişinin sembolü olmaktadır.
Gemi Sembolü Olarak Balık
Balık yeryüzünde yeni bir devrenin başlangıcının bilgisine sahip bazı tradisyonlarda gemi sembolünün yerini almaktadır. Bu kullanımıyla sembol gemi sembolünün içerdiği birçok anlamı içerir. Hint Tradisyonunda ise balık sembolü şöyle bir örnekte görülmektedir: Daha önce iyilik yaptığı bir balık tüm insanlığı yok edecek bir tufan meydana geleceğini Manu’ya bildirir ve bir gemi yapmasını söyler. (Balık Mahabarata’da Tanrı Brahma ile özdeşleşmiştir)… Manu, balığın öğüdüne uyarak bir gemi yapar. Tufan sırasında Manu, gemiyi balığın boynuzuna bağlar. Balık, gemiyi Ağ Tepesi’ne götürerek tufandan kurtarır. Tufan sona erdiğinde sağ kalan tek insan Manu’dur.
Balık İnsanlar
Sümer tradisyonunda ilah Enki’nin sularda olduğu söylenir. Bu ilah balık kuyruğuyla tasvir edilir ve Oannes denilen balık insanlarla ilişkilendirilir. Sümero Semitik tradisyonda balık teni, derinlerin lordu Ea Oannes rahipleri tarafından hayvan formunda bir elbise olarak kullanılırdı; Oannes aynı zamanda balık-keçi ya da balık-koç olarak tasvir edilir,Oanneslerin yeryüzünde daha önceleri yaşamış bilge varlıklar olduğu söylenir. Sümer tradisyonuna göre tufandan önce yedi bilge kişi denizden çıkıp şehirlere dağılmış ve oralarda insanlığa uygarlığı öğretmişler.
Dogon tradisyonuna göre ise her şeyi var
eden ve tek olan
Amma, kainatın sevk ve idaresiyle uğraşmaz, alemimizin
sevk ve
idaresiyle nommo agonnolar denilen bir üçlü meşkuldür
ve bu
üçlü balık biçiminde tasvir edilir, ayrıca içlerinden
“O-nommo” hem balık hem insan biçiminde temsil edilir.
Babil
tradisyonunda ise Oannes’in adı akılla donatılmış
varlık
anlamına gelir. Bazı tradisyonlarda ruhsal planlar
balık-insan
olarak tanımlanmışlardır.
oannes
|
|
Kaynakça
· SALT,
Alparslan; Semboller; RM Yayınları; İstanbul 2006.
· BIEDERMANN, Hans; Dictionary of Symbols-Cultural Icons&The Meanings Behind Them; Meridian Printing; New York 1994. · EBERHARD, Wolfram; Çin Simgeleri Sözlüğü; Kabalcı Yayınları; İstanbul 2000. · CIRLOT, J. E. ; A Dictionary of Symbols; Dover Publications; New York 2002. · COOPER, J.C.; An Illustrated Encyclopedia of Traditional Symbols; Thames&Hudson ; Slovenia, 2008. · Sadıklar Planı-Ruhsal Tebliğler; RM Yayınları; s.410-411; İstanbul 2010. . http://www.astroset.com/bilgi/astroloji/burclar/balik.htm |
|
Yayına
Hazırlayan: Astroset
Semboller Araştırma Grubu
| |
7 Temmuz 2013 Pazar
BALIK SEMBOLÜ
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder